Eurovision’a Manga katılacak
Yazan: dogrutahmin 08 Ocak 2010 Cuma
Kategori: Eğitim & Sağlık & Kültür Sanat
Geçen yıl MTV’nin Avrupa’nın ‘en iyi sanatçısı’ seçilen Manga Oslo biletini aldı.
TRT, Türkiye’yi bu yıl Norveç’te düzenlenecek Eurovision’da temsil edecek grubu belirledi. Geçen yıl MTV’nin Avrupa’nın ‘en iyi sanatçısı’ seçilen maNga Oslo biletini aldı.
Bu yıl Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenecek olan 55. Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil edecek olan grup belli oldu. Mayıs ayında düzenlenecek olan yarışmada Türkiye’yi rock grubu maNga temsil edecek. Geçen yıl MTV Avrupa Müzik Ödülleri’nde Avrupa’nın En İyi Sanatçısı seçilen 5 kişilik grup Ferman Akgül’ün solistliğinde Özgür Can Öney, Yağmur Sarıgül, Efe Yılmaz ve Cem Bahtiyar’dan oluşuyor. TRT, özellikle bu yıl Eurovision’a bir erkek solist göndermeye karar verdi.
Açıklamaları etkili oldu
Bu kararı verirken Avrupa’daki trendleri de göz önüne alan TRT, maNga’nın yurtdışından aldığı ödülü ve ardından Türkiye’ye dönüşlerinde havalimanında yaptığı “Eurovision teklifi gelirse ülkemizi seve seve temsil ederiz” açıklamasının kararlarında etkili olduğunu açıkladı. Bu yıl geçen yıllara göre şarkı ve şarkıcı seçimi geciken Eurovision’la ilgili ince eleyip sık dokuyan TRT, internet üzerinden yaptığı anketten de fikir sahibi oldu ve kararını halkın fikri doğrultusunda verdi. TRT ile maNga ön görüşmede de karşılıklı anlaştı. Önümüzdeki günlerde yarışma ile ilgili taraflar anlaşma yapacak.
Hayko Cepkin: Yarışmayı ciddiye almıyorum
Öte yandan önceki gün maNga grubu, Efes Dark tarafından düzenlenen Türkiye’nin en kapsamlı rock müzik yarışması “Rock’n Dark” yarışmasının Sirkeci Garı’ndaki basın toplantısına katıldı. Yarışmanın tanıtım toplantısında maNga, birlikte jüri üyeliği yapacağı Emre Aydın, Hayko Cepkin ve Gripin’le bir araya geldi. Toplantıda Eurovision Şarkı Yarışması gündeme geldi. Hayko Cepkin, “Eurovision gibi bir hayalim yok. Ben Eurovision’u pek ciddiye almıyorum. Ama gün gelip şahsıma teklif gelirse bir duruşum ve tavrım var ve yapmak istediklerime engel olunulmamasını isterim. Benim ilk beşe girmek gibi derdim de olmaz. Sonuncu olup sansasyon yaratma derdindeyim. Ajda Pekkan gibi olur mu bilmem ama mayo giyersem olur herhalde” dedi.
Emre Aydın: Teklif gelse reddederim
Eurovision için adı ilk geçen isimlerden biri olan Emre Aydın da tıpkı Şebnem Ferah gibi teklif gelse de kabul etmeyeceğini açıkladı. Aydın, “Benim kısa vadede ve orta vadedeki planlarım içerisinde Eurovision yok. Ben gitmiyorum zaten. Zaten gelen resmi bir teklif yok. Gelse de reddederim. Bana kimsenin resmi bir daveti olmadı. Bu onu değersiz hale getirmiyor. Umarım gitmek isteyen gider. Bir iki ay içerisinde Türkçe albümüm çıkacak sonra İngilizce albüm çıkartacağım”
dedi.
Avatar’ın geçemediği tek film
Yazan: dogrutahmin 08 Ocak 2010 Cuma
Kategori: Eğitim & Sağlık & Kültür Sanat
Gösterime girmesinden bu yana elde ettiği gişe hasılatı ile rekorlar kırdı ama..
Yönetmenliğini James Cameron’un yaptığı, üç boyutlu olarak da izlenebilen bilim kurgu filmi “Avatar”ın, gösterime girmesinden bu yana elde ettiği gişe hasılatı, üç boyutlu filmlerin sinema izleyicilerinin büyük ilgisini çektiğini doğruladı.
Yaklaşık 20 gün önce gösterime giren ve geçen hafta sonunda dünya genelinde bir milyar dolardan fazla gişe hasılatı elde eden filmin bu başarısını sürdürmesi halinde, şu ana kadar en çok gişe hasılatı elde eden film olan “Titanic”i geçebileceği belirtiliyor.
Yine James Cameron’ın yönettiği “Titanic”, yaklaşık 1,8 milyar dolarlık gişe hasılatı elde etmişti. Vatanın haberine göre, “Aliens”, “Terminator”, “The Abyss” gibi filmleri de yöneten James Cameron’ın çığır açan “Avatar” filminde, sinema tekniklerinde son teknolojiden hiçbir masraftan kaçınılmadan faydalanıldı.
Sinemalardaki bilet satışlarını ölçen Exhibitor Relations firmasının uzmanlarından Jeff Bock, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Avatar’a Amerikan halkının her kesiminin ilgi gösterdiğini” söyledi.
Sinema tarihinin en pahalı yapımı olduğu ve 500 milyon dolara mal edildiği sanılan film için yapımcı firma Fox’un riski doğru hesapladığını belirten Bock, “Filminizi üç boyutlu çekmek için James Cameron gibi birini bulursanız, 500 milyon dolar harcayabilirsiniz, çünkü o paranın geri döneceğini bilirsiniz” dedi.
Avatar’ın sadece 3 haftada en çok gişe hasılatı elde eden 4. film haline geldiğini kaydeden Bock, filmin Hollywood’da üç boyutlu filmler açısından yeni bir dönemin başlangıcını simgelediğini söyledi.
Mona Lisa’nın sırrı çözüldü
Yazan: dogrutahmin 08 Ocak 2010 Cuma
Kategori: Eğitim & Sağlık & Kültür Sanat
Gizemli yüz ifadesinin, bir hastalığın göstergesi olduğu iddia edildi.
Tebessümü kolesteroldenmiş!
Sanat tarihçilerini en çok meşgul eden detaylardan biri olan ünlü ressam Leanordo da Vinci’nin Mona Lisa tablosundaki gizemli yüz ifadesinin, bir hastalığın göstergesi olduğu iddia edildi.
Daily Telegraph’taki habere göre, Palermo Üniversitesi’nden Vito Franco, bu yüz ifadesinin modelin göz çevresinde yağ asitlerinin biriktiğini gösterdiğini söyledi. İtalyan bilimadamı, bir ipek taciriyle evli olan, Floransalı bir aileye mensup, asıl adının Lisa del Giocondo olduğu tahmin edilen modelde yüksek kolesterol olarak bilinen “ksantelazma” hastalığının bulunduğunu savundu. Modelin sol gözünün çukurunda ksantelazma olduğu belirtildi.
Krizler ve üzüntüler zehirli guatr yapıyor
Yazan: dogrutahmin 06 Ocak 2010 Çarşamba
Kategori: Eğitim & Sağlık & Kültür Sanat
Tiroid bezesinin gereğinden daha fazla hormon salgılaması sonucu meydana gelen guatr türüne hipertiroidizm veya zehirli guatr denir. Uzmanlar, nodüllü ve nodülsüz olmak üzere ikiye ayrılan zehirli guatr hastalığına stres, kriz ve üzüntü gibi ruhsal sorunların da neden olabileceğini belirtiyor.
Tiroit Derneği Başkanı Prof. Dr. Cumali Aktolun, zehirli tiroitle ilgili merak edilen soruları yanıtladı…
Zehirli guatr nedir?
Zehirli guatr, tıbbi adıyla hipertiroidi hastalığı, tiroit isimli organın aşırı hormon üretmesi sonucu oluşur. Aşırı üretilen tiroit hormonu, vücudumuza ciddi zarar verir, çok farklı şikâyetlere neden olur.
Tiroit hormonunun aşırı üretimi hangi şikâyetlere neden olur?
Ellerde titreme, kalp çarpıntısı, avuç içlerinde terleme, saç dökülmesi, adet düzensizliği, ani kilo kaybı, aşırı yorgunluk ve takatsizlik, şiddetli öfke ve sinirlenme en belirgin şikâyetlerdir.
Zehirli guatrın nedeni nedir?
Zehirli guatr, tiroit hastalıklarının en ‘karanlık’ türlerinden biridir. Zehirli guatrın neden ortaya çıktığına halen bilim dünyasınca net olarak karar verilmiş değildir. Ancak, zehirli guatrda; ana neden olmasa bile ‘tetikleyici’ faktörün, yoğun stres ve ani yüksek dozlu üzüntü olduğunda herkes hemfikirdir. Örneğin ani ölümler, deprem ve iş kaybı sonrası zehirli guatr sık görülür. Aşırı iyotlu tuz tüketimi de suçlanan diğer faktörlerden biridir.
Zehirli guatr nasıl tedavi edilir?
Zehirli guatr, kapsamlı tetkikler yapıldıktan sonra radyoaktif iyot ile ameliyatsız olarak tedavi edilebilir. Amerikan ekolüne göre tek seçenek radyoaktif iyottur. Ancak, ameliyat sonrasında veya radyoaktif iyot sonrasında hastaların ömür boyunca tiroit hormonu kullanması zorunludur.
Zehirli guatr ile tiroit kanseri birbirine bağlı mıdır?
Zehirli guatr ile tiroit kanseri birbirinden tamamen ayrı hastalıklardır. Ancak, en yeni bilimsel çalışmalar, zehirli guatr olan hastalarda tiroit kanseri çıkma riskinin diğer insanlardan daha yüksek olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Tıp literatürüne giren bu araştırmalara göre; hangi yöntemle tedavi edilirse edilsin, zehirli guatr hastalarının tiroit kanserine daha sık yakalandığı ortaya çıkmıştır. Bu yeni bilimsel bulgular, tiroit uzmanlarının zehirli guatra daha yakından ve daha ciddi yaklaşması gerektiğine işaret etmektedir.
Eskiden zehirli guatrı olan hastalarda tiroit kanserinin daha az görüldüğü düşünülüyordu. Şimdi artık, özellikle nodüllü zehirli guatr hastalarında, kanser araştırmasının çok ayrıntılı olarak yapılması, tedavinin ondan sonra planlanması gerekmektedir.
Ekonomik kriz zehirli guatr görülme olasılığını artırır mı?
Türkiye’de tedavi ettiğim hastaların çoğunluğu, 1999 depremi ve 2001 krizini yaşamıştı. O nedenle yaklaşık üç-dört ay sonra, içinde bulunduğumuz krizin yaratacağı sağlık sorunları, özellikle de zehirli guatr daha sıklıkla kendini gösterecektir.
Guatrın türleri var mıdır?
Tiroit bezesinin gereğinden daha fazla hormon salgıladığı guatr türüne ‘Zehirli guatr’ denir. Halk arasında bu tür guatra ‘İç guatr’ da denmektedir. Hormon düzeyi normal olan guatr türüne de ‘basit guatr’ denir.
İçinde nodül bulunan guatra, ‘Nodüllü guatr’ diyoruz. Nodüllü guatr, tek nodüllü veya çok nodüllü guatr olarak ikiye ayrılabilir. Nodüller; soğuk, ılık ve sıcak olarak üç gruba ayrılır. Soğuk nodüllerde kanser riski daha yüksektir.
Gerçekten iç guatr, dış guatr diye bir şey var mıdır?
Halk arasında yaygın olarak kullanılmasına rağmen tıbbi tanımlamada iç guatr veya dış guatr deyimlerini kullanmıyoruz.
Tiroit bilgilerinde sık rastladığımız T3, T4 nedir?
T3 ve T4; tiroidin, tiroksin isimli hormonunun kanda bulunan şeklidir. Bu hormonların ’serbest’ ve ‘bağlı’ (total) şekilleri vardır. Tanı amaçlı olarak genellikle Serbest T3 ve Serbest T4 hormonunu ölçüyoruz. Daha seyrek olarak Total T3 ve Total T4 hormonuna da ihtiyaç duyabiliyoruz. Zehirli guatrda bu hormonlar yükselir.
Peki, TSH nedir?
Beynimizde bulunan hipofiz isimli hormon, organdan salgılanan ve tek görevi tiroit bezesini çalışmaya, üretmeye ve büyümeye teşvik etmek olan bir hormondur. Tiroid bezesi yetersiz hormon salgıladığı hipotirodizm (tiroit hormon yetmezliği) hastalığında, TSH yükselir. Tiroit bezesinin aşırı çalışıp gereğinden fazla hormon ürettiği zehirli guatr hastalığında, bu hormon normalin çok altına düşer (baskılanır).
Böbrek sağlığını koruma yöntemleri
Yazan: dogrutahmin 06 Ocak 2010 Çarşamba
Kategori: Eğitim & Sağlık & Kültür Sanat
Uzmanlar, böbreğin görevinin beden sağlığının istikrarını sağlamak ve bu istikrarı korumak olduğunu söylüyor. Şaşırtıcı mükemmellikteki içyapısı olan böbreğin işleyiş biçimi ve hayati önemi olan böbrek sağlığını koruma yöntemlerini yazımızda bulabilirsiniz.
En önemli işlevi, bedenin sıvı dengesini düzenlemektir. Böbrek genelde sıvı dışkılayıcı bir organ olarak bilindiği halde, başlıca görevi sıvıyı muhafaza etmektir; çünkü böbrekten geçen sıvının önemli bölümü sisteme yeniden kazandırılır. Bedene giren sıvının yalnızca küçük bir bölümü, atık maddelerin çözünmesinde kullanıldıktan sonra idrar kesesine gönderilir.
Böbrek, bedenin tuz dengesini de düzenler. Böbreğin bir başka önemli işlevi de, kandaki asit oranını dengelemektir. Ayrıca, atık maddelerin ve kullanılabilir maddelerin ayrışımından da sorumludur.
Kan böbreklerde süzülürken bazı yaşamsal moleküller (örneğin glikoz ve aminoasitler) kandan ayrılır ve idrara karışır. Ama daha sonra atık maddeler dışkılanırken, bu önemli moleküller yeniden özümlenir.
Böbreğin çapraşık bir organ oluşu, bir bakıma atık maddeleri ve yaşamsal öneme sahip molekülleri ayrıştırabilme yeteneğinden kaynaklanır. Böbrekler ayrıca, kan basıncının düzenlenmesinde etkili olan renin hormonunun yapımına da katkı sağlar.
Üriner sistem için şifalı bitkiler
Böbreklerin önemini göz önüne aldığımızda, böbrek işlevlerini destekleyen bu kadar çeşitli bitkiyi doğanın kullanımımıza sunmakta oluşuna şaşmamak gerekir.
Böbreklerin üstlenmiş olduğu rolü bütünsellik açısından gözden geçirdiğimizde, tüm organlarımızın kusursuz çalışabilmesinin, atıkların ve zehirli maddelerin düzenli biçimde dışkılanabilmesine bağlı olduğu açıkça ortaya çıkar.
Ama besin maddelerinin genellikle yapay ve zararlı kimyasal maddeler içermesi, yaşam biçimimizin çevremizle ve iç dünyamızın ihtiyaçlarıyla uyum sağlayamaması nedeniyle, böbreklerin önemi gitgide artmaktadır.
Böbrekleri rahatlatabilen bitkiler yalnızca idrar yolları problemlerinde etkili olmakla kalmayıp, mevcut problemlerden bağımsız olarak tüm bedeni tedavi eder ve böylece, bedenimizin temizleyiciliğini üstlenmiş olan böbrekleri destekler.
İdrar arttırıcı ilaçlar (Diüretika)
Bir diüretikum, idrar dışkılanmasını ve idrar akışını arttıran bir bitkidir. Genelde bu tanım, böbrekleri ve idrar kesesini etkileyen her bitki için kullanılır.
Diüretika listesi bu nedenden ötürü çok uzundur, ama hindiba(yaprak veya kök) belki de en etkili ve en değerli idrar arttırıcı bitkidir. Hindiba, idrar arttırıcı kimyasal ilaçlar kadar etkili olmakla kalmayıp bol miktarda da potasyum içerir.
Hâlbuki öteki idrar arttırıcı ilaçlar kullanıldığında bedenden bol miktarda potasyum dışkılanması nedeniyle çok zararlı yan etkiler oluşabilir. Hindiba kullanıldığında ise yalnızca bu yan etkilerden uzak durulmaz, bedendeki potasyum düzeyi de ayrıca yükseltilmiş olur. Hindiba ayrıca, karaciğer güçlendirici olarak çok ünlüdür ve çok yönlü kullanılabilir.
Bu bölümde değineceğimiz tüm bitkiler, idrar arttırıcı etkilerinin yanı sıra idrar yolları rahatsızlıklarına karşı da başarıyla kullanılabilir. Yoğurtotu, özellikle anılması gereken, genel anlamda diüretik etkiye sahip olan değerli bir bitkidir.
Kan temizleyici, lenf sistemini temizleyici ve idrar arttırıcı etkileri sayesinde, bu sistemde görülen tüm hastalıklarda öncelikle kullanılabilir. Ayrıca kullanılabilecek bitkiler: Huş ağacı yaprağı, fasulye kabuğu, ısırganotu, altın başak, atkuyruğu, meyan kökü, maydanoz, kayışkıran kökü(Onanis spinoza).
İdrar yolları için antiseptik ilaçlar
Bazı idrar arttırıcı bitkilerin antiseptik etkisi, içerdikleri uçucu yağlardan kaynaklanır. Bu yağlar böbrek kanalcıklarından dışkılanırlar ve böylece mikropları doğrudan etkileyebilirler.
Tipik örnekleri; civanperçemi, kereviz tohumu, funda(yaprak ve çiçek), kayışkıran kökü, huş ağacı yaprağı, ayrıkotu kökü, ardıç kozalağı, sarımsak.
İdrar yollarında mukoza koruyucu ilaçlar
Bazı hastalıklarda idrar yolları mukozası, enfeksiyon veya sürtünme nedeniyle tahriş olur ve yatıştırılması gerekir. Hatmi yaprağı, mısır püskülü ve ayrıkotu kökü mukoza koruyucu etki içerirler ve başka bitkilerle karıştırılarak da kullanılabilirler.
İdrar yolları için sıkıştırıcı/büzüştürücü ilaçlar
İdrarda kan görülmesi doktor teşhisi gerektiren bir belirtidir, ama eğer önemli bir hastalık söz konusu değilse, sıkıştırıcı/büzüştürücü (adstringent) ilaçlarla tedavi edilebilir. Adstringent ilaçlar böbreklerdeki, idrar kesesindeki ve idrar yollarındaki kanamaları durdurabilirler ve yaralanmaların iyileşme sürecini desteklerler. En önde gelen adstringent bitkiler: Atkuyruğu, sinirliot, ceviz yaprağı, huş ağacı yaprağı, ebegümeci.
Taş oluşumunu önleyici ilaçlar (Lithagoga)
Çeşitli idrar arttırıcı bitkilerin önemli bir özelliği de taş oluşumuna karşı önlem oluşturması veya üriner sistemden taşların ve kumun dışarı atılmasını desteklemeleridir. Pek çok bitkinin taş oluşumunu önlediği söylenir.
Ama aşağıdaki bitki karışımları bu konuda başarıyla yardımcı olabilir:
- 20’şer g ısırganotu kökü, kuşburnu, maydanoz kökü, sinirliot, çok ince kıyılarak iyice karıştırılır. Bir tatlı kaşığı dolusu bitki, orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ateşte üstü kapalı olarak 4-5 dakika kaynatıldıktan sonra 10 dakika demlendirilir ve süzülür. Sabahları aç karnına 1-2 bardak içilir.
- Cüce mürver kökü (toz haline getirilir), yeşil yulaf(veya sinirliot), frenk üzümü yaprağı, ardıç kozalağı, çok ince kıyılarak eşit oranda karıştırılır. Bir tatlı kaşığı dolusu bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır, üstü kapalı olarak 15 dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 2-3 bardak taze demlenmiş çay, aç karnına içilir.
- kuşburnu, kayışkıran kökü(toz haline getirilir), ada soğanı, ardıç kozalağı, atkuyruğu, sinirliot, çok ince kıyılarak eşit oranda karıştırılır. Hazırlanışı ve kullanımı yukarıdaki gibidir.
KKTC’de ‘E-Eğitim’ Gündemde
Yazan: dogrutahmin 06 Ocak 2010 Çarşamba
Kategori: Eğitim & Sağlık & Kültür Sanat
KKTC’de, internet ve bilişim teknolojileri aracılığıyla uzaktan üniversite eğitimi (e-eğitim) verilmesi için çalışma başlatıldı.
”Akdeniz Araştırma ve Bilim Üniversitesi” olarak faaliyete geçecek yeni oluşum için ön izinler alındı.
TBMM İdare Amiri Orhan Erdem, eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Element Eğitim Teknolojileri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Eşkinat, emekli Büyükelçi ve projenin KKTC Koordinatörü Çavlan Süerdem’in de aralarında bulunduğu kurucular heyeti, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Hasan Bozer ve Başbakan Derviş Eroğlu ile görüştü.
Heyetin ziyareti sırasında KKTC Maliye Bakanı Ersin Tatar, Milli Eğitim Gençlik ve Spor Bakanı Kemal Dürüst ile Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun da hazır bulundu.
Ziyareti sırasında açıklama yapan eski Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, kurulmasını planladıkları üniversite için eğitimin en çağdaş ve modern olanını seçtiklerini belirtti.
Element Eğitim Teknolojileri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Eşkinat da proje için KKTC’yi seçmelerinin nedeninin kurucuların ”Kıbrıs sevdalılarından” oluşması olduğunu kaydederek, KKTC hükümetinin projeye gösterdiği ilgiden de memnuniyetini dile getirdi.
Oluşumlarını engelleyen herhangi bir faktör olup olmadığı konusunda KKTC yasalarını ve mevzuatı derinlemesine incelediklerini anlatan Eşkinat, üniversitenin kurulması için herhangi bir engelin olmadığını, KKTC hükümeti ve halkından tek istediklerinin destek ve dua olduğunu belirtti.
Eşkinat, projenin gelecek eğitim yılına hazır olmasının hedeflendiğini belirtti.
BOZER VE EROĞLU’NDAN DESTEK
KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Hasan Bozer, heyeti kabulünde, ”KKTC’ye önemli, onurlu ve şerefli bir iş için geldiniz” diyerek, KKTC’nin kalkınması için bu tür yatırımların önemli olduğuna dikkati çekti.
Başbakan Derviş Eroğlu da, proje için KKTC’nin seçilmesinin önemli olduğunu ifade ederek, ekibin çok güçlü ve değerli olduğunu, başarılmaması için bir sebep bulunmadığını kaydetti. Eroğlu, KKTC’nin dışardan gelecek yatırımlara çok ihtiyacı olduğuna işaret etti.
5 Günde İngilizce
Yazan: dogrutahmin 06 Ocak 2010 Çarşamba
Kategori: Eğitim & Sağlık & Kültür Sanat
Alta Eğitim’in yüksek motivasyona dayanan Suggestopedi yöntemini kullanarak 5 günde İngilizce konuşturduğu iddiası
Alta Eğitim’in yüksek motivasyona dayanan Suggestopedi yöntemini kullanarak 5 günde İngilizce konuşturduğu iddiası yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Sisteme göre anlama ve öğrenme yetileriniz artttırılarak ingilizce öğrenme süresini kısaltılabiliyor. Her yaş ve eğitimdeki kişilere hızlı, kolay ve etkili dil öğrenimi sunan kursta kişilerin algılama kapasitelerinin en kuvvetli olduğu zamanı devreye sokup maksimumda bilgi alımına dayanıyor.
Hipotermi tehlikesi ve alınabilecek önlemler
Yazan: dogrutahmin 06 Ocak 2010 Çarşamba
Kategori: Eğitim & Sağlık & Kültür Sanat
Uzmanlar tarafından vücut sıcaklığının anormal derecede düşmesi olarak tanımlanan hipotermi sonucunda soğuğa maruz kalan vücudun birikmiş enerjisinin tükendiğini belirtiyorlar.
Sağlık Bakanlığı, aşırı soğukların yaşandığı günlerde soğuğa bağlı sağlık sorunlarına dikkat edilmesini istedi. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü İsmail Toprak, soğuk havada vücudun, ürettiğinden daha fazla ısı kaybettiğine işaret etti.
Soğuğa maruz kalma süresinin uzaması sonucunda vücudun birikmiş enerjisinin tükendiğini anlatan Toprak, vücut sıcaklığının anormal derecede düşmesine “hipotermi” dendiğini bildirdi. Toprak, bu durumun, beyni etkileyerek düşünme ve hareket etme fonksiyonlarının bozulmasına yol açtığını söyledi.
Ateş 35′in altına inmemeli
Toprak, hastalığın, titreme, aşırı yorgunluk, dalgınlık, ellerin tutmaması, hafıza kaybı, peltek konuşma, uyku hali, parlak kırmızı, soğuk cilt ve az hareket gibi belirtilerle ortaya çıktığını dile getirdi. Bu belirtilerden herhangi birinin fark edilmesi halinde kişinin derhal ateşinin ölçülmesini isteyen Toprak, ateşin 35 derecenin altında olması halinde durumun acil olduğunu bildirdi.
Toprak, şu uyarılarda bulundu:
“Hastayı ılık bir oda ya da barınak içine alın. Islanmış bütün giysilerini çıkarın. Önce vücudun baş, ense, göğüs ve karın gibi orta kısımlarını ısıtın. Yoksa birkaç kat battaniye, kumaş, havlu ya da çarşaf altında kişiyi kendi vücudunuzla ısıtın. Bilinci yerindeyse sıcak içecekler içirin.”
Burun ve kulakları sağlama alın
Aşırı soğuklarda, vücudun bir kısmının donma sonucu zarar görebileceğini belirten Toprak, etkilenen bölgelerde duyu kaybı ve renk değişikliği yaşandığını bildirdi. En çok donan yerlerin burun, kulaklar, yanaklar, çene, el ve ayak parmakları olduğunu söyleyen Toprak, donmanın vücutta kalıcı hasara, ağır vakalarda organların kesilmesine yol açabildiğini kaydetti.
Kan dolaşımı bozukluğu olan ve giysileri yeterli olmayanlarda donma riskinin daha fazla olacağını ifade eden Toprak, “Cildinizde kızarma ve ağrı hissettiğinizde hemen kapalı bir yere gidin ya da o bölgeyi örterek koruyun. Donma başlıyor olabilir” uyarısında bulundu.
Ayakta tedavi yapan kuruluşlar yeniden düzenlendi
Yazan: dogrutahmin 05 Ocak 2010 Salı
Kategori: Eğitim & Sağlık & Kültür Sanat
Yapılan son değişiklikle ayakta teşhis ve tedavi yapan özel sağlık kuruluşlarının sahip olması gereken fiziki özelliklere bazı yenilikler getirildi. Tıp merkezlerinin zorunlu tıbbi hizmet birimlerinin özelliklerini tanımlayan yönetmelik değişikliğine göre, her poliklinik odası başına en az dört metrekare bekleme salonu olacak.
Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete’nin 5. mükerrer sayısında yayımlandı.
Bekleme amaçlı kullanılacak orta koridorun genişliği en az üç metre olacak. Bekleme salonlarıyla bağlantılı bay ve bayanlar için ayrı tuvaletler bulunacak.
Tıp merkezlerinde, faaliyet izin belgesinde kayıtlı klinik uzmanlık dalları için yeterli şekilde aydınlatılan ve havalandırılan poliklinik muayene odası ayrılacak.
Muayene odasında uzmanlık dalına uygun araç, gereç ve donanımla hasta muayene masası, soyunma bölümü ve lavabo yer alacak.
Kadın hastalıkları ve doğum ile üroloji polikliniklerinde, ayrı bir tuvalet ve lavabo bulunması gerekecek.
Efor tek hekim ise kardiyoloji poliklinik odası ile bağlantılı olacak.
Cerrahi uygulama yapacak tıp merkezlerinde ameliyathane bulunacak. Ameliyathanelerde yarı steril, steril ve tam steril alanlar oluşturulacak.
Steril koridorda en az bir ameliyat salonu, uyandırma (postoperatif) ve hazırlama (preoparatif) odası bulunacak. Ameliyat salonlarının her birinde sadece bir ameliyat masası yer alacak.
Ameliyathanenin duvar, tavan ve zeminleri dezenfeksiyon ve temizlemeye uygun antibakteriyel malzemeler kullanılarak yapılacak.
Ameliyathane sterilizasyon şartlarını taşıyacak ve ameliyathane salonları tam steril olacak. Ameliyathane salonlarında toz ve mikrop barındıracak girinti çıkıntılar bulunmayacak.
Ameliyathane salonlarının kullanım alanı en az 30 metrekare, kısa kenarı en az beş metre olacak. Ameliyathanenin net kullanım alanı içinde kolon ve benzeri hareket kısıtlılığına sebep verecek yapılaşma ile ameliyat ekibinin hareket kısıtlılığına ve sirkülasyonuna engel bir durum olmayacak.
Ameliyathane salonlarının taban-tavan arası net yüksekliği her noktada en az üç metre, ameliyathane kısmındaki koridor genişliği en az iki metre olacak.
Ameliyathane alanı, hepafiltreli hijyenik klima sistemi veya muadili bir sistemle iklimlendirilecek ve havalandırılacak.
Tıp merkezlerindeki gözlem ünitesi, yatak başına en az dokuz metrekare alanı olan, en fazla sekiz gözlem yatağı bulunan, yataklar arası uygun biçimde ayrılabilen, içinde lavabosu ile hemşire istasyonu bulunan ve asgari tıbbi malzeme, donanım ve ilaçların bulunduğu özellikleri taşıyacak.
Kesintisiz hizmet vermek üzere ruhsatlandırılan tıp merkezlerinde acil ünitesi bulunacak. Acil ünitesi; personel ve tıbbi cihaz donanımı, gerekli ilaç, serum, sarf malzemesi ve ambulans hizmetleri yönünden hiçbir aksaklığa meydan verilmeyecek ve hizmetin 24 saat kesintisiz sunulması sağlanacak şekilde yapılandırılacak.
Acil ünitesi, en az bir muayene ya da müdahale odası, bir enjeksiyon ya da pansuman odası ve bir gözlem odasına sahip olacak.
Tıp merkezlerinde tabip tarafından istenilen tetkik ve tahliller için en az bir numune ya da kan alma odası ile merkezi sterilizasyon ünitesi de bulunacak.
Tıp merkezlerindeki merdivenler döner merdiven olmayacak ve sedye ile hasta çıkarabilecek genişlikte olacak.
Tıp merkezleri merkezi sistemle ısıtılacak, tıbbi ve evsel atıklar için ayrı ayrı çöp mahalleri oluşturulacak.
Resmi Gazete’nin 9 Mart 2000 tarihli sayınında yayımlanan yönetmeliğe göre açılan kuruluşlar, 31 Aralık 2009 tarihinden itibaren, en geç 4 yıl içinde bina şartları ve fizik mekânlarını yeni yönetmeliğe göre oluşturarak, ruhsat alacak.
Doktor sayısında yapılacak artışlarda sağlık kurumlarının planlanması hükümlerine uyulacak. Dört yılın sonunda ruhsat almayan sağlık kuruluşlarının uygunluk belgeleri iptal edilecek.
İşleteni doktor olmayan merkezler güzellik salonuna veya doktor olan sorumlu müdür çalıştırmak şartıyla polikliniğe dönüştürülebilecek.
Çocukların Başarısı Aileye Bağlı
Yazan: dogrutahmin 03 Ocak 2010 Pazar
Kategori: Eğitim & Sağlık & Kültür Sanat
Öğrencilerin başarısında anne-babaların desteği şart.
Ebeveynin katılmadığı, desteklemediği ya da içinde bulunmadığı bir ortamda çocukların başarılı olmaları çok zor.
Bakırköy Fatih Koleji, bu duruma yönelik dört proje hazırladı. Velilerin öğrencinin ders programına katılmasının amaçlandığı proje kapsamında, anne-babalardan dört farklı etkinliğe katılması ve öncülük etmesi istendi.
İnternete bağlanıyorum; ama bağımlı olmuyorum
Hafta içinde internet kullanımını kaldırın.
Hafta sonlarında internet kullanımına sınırlamalarla izin verin.
Çocukların internet kafelere gitmesine izin vermeyin.
Çocuklarınızın oynadığı oyunlara dikkat edin.
Bu evde her gün ailece kitap okunuyor
Çocuğumuzun okuma alışkanlığı kazanması, ailece nitelikli bir etkinlik yapmak, çocuklarımızı televizyondan ve internetten uzaklaştırmak ve gerek kendimizin gerekse çocuklarımızın bilgi ve kültür düzeyini artırmak için bütün ailelerin her gün ailece kitap okuma saati olmalı.
Her sabah mutlaka kahvaltı yaptırın
Yapılan araştırmalarda güne kahvaltı yaparak başlayan öğrencilerin, sınıf içerisindeki başarısının daha fazla olduğu, kavrama yeteneklerinin geliştiği, beslenme bozukluklarından kaynaklanan hastalıklara daha az yakalandığı tespit edilmiştir. Mümkünse ailecek, eğer değilse öğrenci mutlaka kahvaltı yapmalı.
Çocuğuma yeterince harçlık veriyorum
Çocukların tasarruf yapabilen, tutumlu, harcamalarını kontrol edebilen, sahip olduğu varlıkların değerini bilen bireyler olması istenir. Bunun için çocuklarınızın harçlığı haftalık veya aylık olsun ve kendi ekonomisini yönetmesine izin verin. Harçlık ne çok, ne de az olsun.

